Ara
  • Geleceğe Dokunan Anneler

Çocuklarımızı istismardan korumak için neler yapabiliriz?








Çocuk ihmal ve istismarı çocuğa karşı yapılan her tür zarar verici eylem ve eylemsizliklere verilen genel addır. İhmal ve istismar türleri sıklıkla fiziksel, duygusal ve cinsel olarak kategorize edilir. Bu istismar türleri içerisinde en çok cinsel istismar, ikinci sırada ise fiziksel istismar bilinmektedir. Aileler fiziksel ve duygusal ihmal ve istismarla ilgili daha yetersiz bilgiye sahip oldukları için ve bu istismar türlerinin daha çok ebeveynler tarafından, cinsel istismarın ise yabancılar tarafından gerçekleştirildiğini düşünmekte ve daha çok cinsel istismarla ilgili endişelenmektedir. Bu nedenle, ebeveynler, diğer istismar türleri için çok az endişelenir ve önlem alırken, çocuklarını “yabancıların” “cinsel istismarından” korumak için neler yapabileceklerini öğrenmeye çalışmaktalardır.


Oysa tüm ihmal ve istismar yaşantıları -türünden bağımsız olarak- çocuğun ve gençlerin dünyaya ve kendine güvenini sarsar, problem çözme becerilerini zayıflatır, sıkıntılı bir durumdan çıkmak için var olan çözümleri görmelerine engel olur, kendilerini ve hayatı daha az seven, kendilerini iyi ve güzel şeylere daha az layık gören bireyler olarak yetişmelerine neden olur. O nedenle hepsinin çok ciddi olumsuz etkileri bulunmaktadır ve herhangi bir istismar türüne maruz kalan birey ihmal ve istismar edilmeyen bireylere göre hayatının geri kalanında da kötü muamele açısından daha yüksek risk taşır. Örneğin yapılan araştırmalar küçüklüğünde babası tarafından fiziksel şiddet gören kadınların cinsel saldırıya uğrama risklerinin daha yüksek olduğunu göstermektedir.


Ebeveynlerinin sıcak ve yakın ilgisi bir çocuğun kendini tanıyarak büyümesini, kendine güvenmesini, sınırlarını bilmesini ve gerektiğinde yardım isteyebilmesini kolaylaştırır. Bunun tersine evde yeterince fark edilmemek, duygu davranışlarındaki değişimlerinin ebeveynleri tarafından görülmemesi çocuklarda ve gençlerde yalnızlık ve çaresizlik duyguları yaratır. İstismarcılar bu duyguyu yaşayan gençleri hemen fark eder ve hedef olarak belirlerler. Söz konusu istismar olduğunda; bu tüm çocukların başına gelebilecek bir şeydir ancak araştırmalar daha yalnız ve çaresiz hisseden çocukların daha yüksek risk altında olduğunu göstermektedir.

Buna ek olarak evde yeterince ilgi gören ve güvende olan yani fiziksel-duygusal şiddet görmeyen çocukların, başlarına gelen olumsuz şeyleri ailelerine daha rahat anlattıkları bilinmektedir. Bu nedenle bu çocukların başına kötü bir şey gelince anlatıp bir daha benzer bir şeyi yaşamaktan kurtulması daha mümkün olmaktadır. Dolayısı ile, bu çocuklar bir sefer istismara maruz kalsalar bile evde duygusal olarak ya da fiziksel olarak ihmal veya istismar edilen çocuklara oranla tekrarlanan, uzun süreli istismara daha az sıklıkta maruz kalmaktalardır.


Çocukları dışarıdan gelecek tehlikelerden korumanın en etkili yolu ve ilk basamağı onları evde ihmal-istismar etmemektir. Çocuklarımıza evde yeterince zaman ayırır, onlarla ilgilenirsek hem onları risklere karşı korumamız mümkün olur, hem de kendilerini değerli hissetmelerini sağlarız. Değerli hisseden çocukların, kötü bir davranışla karşılaştıklarında bunu hak etmediğini bilme ve kendini korumak için oradan uzaklaşma ya da yardım isteme gibi davranışlar sergileme olasılığı daha yüksektir. Bir çocuk ya da gencin başına kötü bir şey gelmesini önlemek ya da başına geleni paylaşabilmek için ebeveynlerine sığınabilmeye ihtiyacı vardır ve bu ancak onların yanında güvende hissettiğinde mümkün olur.


Elbette bütün bunları sağlasak da çocuklarımızın başına pek çok olumsuz şey gelebilir. Ne yazık ki kendi başımıza ya da sevdiklerimizin başına kötü şeyler gelmesini %100 önlemenin bir yolu bulunmamaktadır. Ancak, nasıl ki uygun önlemlerle trafikte kaza ihtimalini ortadan kaldırmasak da azaltabiliyoruz ve olası bir kazanın sonuçlarının daha hafif olmasını sağlayabiliyoruz burada da riskleri öngörebilmek ve önlem almak hem riski azaltır hem de zamanında ve uygun müdahaleyi kolaylaştırır. Bunun için de en başta doğru sanılan bazı yanlışları düzeltmekte yarar vardır. Aşağıda bu konuya ilişkin en yaygın yanlış inanışlara ve onların doğrularına yer verilecektir.


Yanlış:

Çocuğumuza özel bölgelerini, bedenine kimsenin izinsiz dokunamayacağını öğretirsek onu fazla duyarlandırmış oluruz.


Doğru:

Süreç içinde zaten çocuğumuza “öyle oturulmaz, başkalarının yanında üstünü çıkarmamalısın” gibi sözlerle özel bölgelerini öğretiyoruz. Sağlıklı bir şekilde, doğal bir süreç içerisinde çocuğumuza anne-babası dışında (ve bazı koşullarda anne-babası yanındayken doktor/hemşire dışında) kimsenin onun özel bölgelerini görmemesi, dokunmaması gerektiğini aktarmak onu fazla duyarlandırmak değil onu bu konuda eğitmektir. Ancak bunu yaparken çocuğa erişkin düzeyinde bilgi vermemek gerektiğini, açıklamaları onun anlayabileceği bir dille yapmak gerektiğini unutmamak önemlidir. Ayrıca çocuğumuza hiç kimsenin ona isteği dışında dokunamayacağını, biri dokunduğunda “yapmamasını” söyleyebileceğini, etrafta birileri varsa yardım isteyebileceğini, en kısa zamanda güvendiği bir yetişkine durumu anlatabileceğini söyleyebiliriz. Ne yazık ki çocukların “hayır” demesi ya da yardım istemesi tehlikeleri bertaraf etmekte her zaman işe yaramaz ama çalışmalar riski önemli oranda azalttığını göstermektedir.


Yanlış:

Cinsel istismar aile dışından birileri tarafından yapılır ve biz çevremize öyle kişiler seçmemeyi başarabiliriz.


Doğru:

Bu çok yanlış olan genel kanının aksine çalışmalar çocuk ve gençlerin genellikle yakın çevrelerinde bulunan, iyi tanıdıkları birilerinin istismarına uğradığını göstermektedir. İstismarcılar genellikle kolay ulaşabildikleri, hatta evlerine girip çıktıkları çocukları hedef almaktalardır. Bir kişinin istismarcı olup olmadığını görünüşünden ya da diğer davranışlarından anlamak çoğu zaman mümkün olmamaktadır. İstismarcıları diğerlerinden ayırt eden belli başlı özellikler maalesef bulunmamaktadır. Bu nedenledir ki, istismar iddiasıyla yargılanan kişilerin iddia edilen fiili yapıp yapmadığını ayırt etmek bu konuda çalışan uzmanların bile oldukça fazla zaman ve enerjisini almaktadır.


Yanlış:

Biz de dayak yiyerek büyüdük gayet de sağlıklıyız çocuğumuza da bir şey olmaz.


Doğru:

Bir diğer hatalı düşünce biçimi de kendi çocukluğumuzla çocuğumuzu kıyaslamaktır. Bunun hatalı olmasının çok nedeni vardır. Bunlardan birincisi çağın değişmesi ile çocuk yetiştirme konusundaki bilginin artmış olması, değişen zamanla çocuk ve ebeveynlerin ihtiyaçlarının da farklılaşmış olmasıdır. Fiziksel ve duygusal şiddetin disiplin tutumu olarak kabul edildiği dönemde anne- babaların bu yola başvurmaları anlaşılır olsa da, bunun ne kadar yanlış olduğu ve ne tür olumsuz sonuçlar doğurabildiği görüldükten sonra bu tutumu sergilemek kabul edilebilir değildir. Ayrıca hafıza yanıltıcıdır ve olumsuz deneyimleri olduğundan fazla ve şiddetli olumluları daha az hatırlıyor olma olasılığımız azımsanmayacak kadar yüksektir. Dolayısı ile yaşadığımız olumlu deneyimlerden çok bizi inciten deneyimlerimizi çocuğumuza aktarıyor olabiliriz ki bu da ebeveyn-çocuk ilişkisi açısından oldukça riskli bir durumdur.


Buradaki bir diğer hata olumsuz yaşantılar karşısında herkesin aynı tepkiyi vereceğini varsaymaktır. Herkesin zekası, genetik yatkınlığı, öğrenme yaşantıları ve bunları harmanlama şekli farklıdır. Birçok kişiye aynı anda aynı malzemeleri verseniz ve hepsini kullanarak yemek yapmalarını isteseniz bile ortaya çıkan yemeklerin sunumlarında da, lezzetlerinde de farklılık olacaktır. Dolayısı ile çocuklarımızı ne kardeşleriyle, ne diğer çocuklarla, ne de kendi çocukluğumuzla kıyaslamamalı ve yanlış bir dayanağı temel alarak çıkarımlar yapmamalıyız.


Tüm bunlara ek olarak şiddete uğrayarak büyüyen bir ebeveyn büyüyünce geldiği noktadan memnun olsa da bu halini uğradığı şiddete borçlu değildir, şiddete uğramasaydı yine aynı yerde olamayacağını varsaymak doğru olmaz. Aksine daha sağlıklı bir süreçten geçseydi hayatındaki olumlu şeylerin sayısının daha fazla olması ihtimali yüksektir.


Yanlış:

a: Olacak ile öleceğin önüne geçilmez. Başına bir şey gelmesini önlemek için yapılabilecek bir şey yok.

b: Biz iyi bir aileyiz. Ben çocuğumun her şeyini bilirim, onu da eğittim benim çocuğumun başına asla cinsel istismar gibi şeyler gelmez.


Doğru:

İstismar, istismar edilenin ya da ailesinin değil, doğrudan istismarcının suçudur ve bu nedenle de -ne yazık ki- her çocuğun ve ailenin başına gelebilir. Önlem almak bu ihtimali sıfırlamaz ancak riski ciddi düzeyde azaltır.



Yanlış:

Cinsel istismar edilen çocuk bir daha iyi olmaz.


Doğru:

Cinsel olarak istismar edilen çocuğun bir daha iyi olamayacağını düşünmek de sık yapılan hatalardandır. Elbette bu bir çocuk için çok travmatik ve olmasını asla istemeyeceğimiz bir yaşantıdır ve tüm travmatik olaylar gibi cinsel istismarın da kısa ve uzun dönemde çeşitli olumsuz etkileri olabilmektedir. Ancak yine diğer travmalarda da olduğu gibi cinsel istismarın etkisi ve ne sürede, ne oranda bu etkinin düzeleceği ya da kişinin iyileşeceği olayın niteliği, süresi, çocuğun yaşı, destek mekanizmaları ve baş etme becerileri, ailenin olayı ele alış şekli… ve benzeri pek çok etmene bağlıdır. Bununla birlikte, ağır travmalar sonrasında yaşanan sıkıntılarda profesyonel yardımla önemli oranda düzelme görülebildiği bilimsel çalışmalar ile de gösterilmektedir.


Tüm çocukların başta evde olmak üzere her zaman, her yerde güvende olması dileğiyle…


Doç. Dr. Ş. Gülin Evinç



5 görüntüleme0 yorum

İlgili Yazılar

Hepsini Gör