Ara
  • Geleceğe Dokunan Anneler

Yangını Önlemek



Ülkemizin pek çok cennet beldesini yakıp kavuran, bizlerin yüreğini dağlayan yangınlara Marmaris’te yakalandım. O günden bugüne pek çok şey oldu, pek çok şey konuşuldu. Ben bir çocuk gelişimci refleksi ile önce oradaki çocukları düşündüm. Ne gördüler, ne yaşadılar, ne yapıyorlar, ne hissediyorlar, güvendeler mi, bu yaşadıklarını ne zaman unutacaklar, unutabilecekler mi, bundan sonraki yaşamları nasıl etkilenecek? Sorular, sorular, sorular, uyutmayan düşünceler, söylenemeyen sözler. Eminim hepimiz aynı hissediyoruz ve bir daha böylesine kötü günler görmemek için çabalamaya hazırız.


Benim alanım değil ama pek çok iklim bilimi uzmanı, orman mühendisi, ormancı, çevre mühendisi, sayısız STK’nın konuşmalarını adeta nefessiz dinledim. Her birinin konuşmasından çıkardığım en önemli nokta şuydu: ÖNLEMEK. Yangın çıkmaması için uğraşmak, gerekli tedbirleri almak, en baştan uygun bitkileri ekmek/dikmek, ilgili koşulları takip edip öngörüde bulunmak, bilgiye saygı duymak. Uzmanlar içinse bilgi üretmek, mesleğini duyarlılıkla yapmak, elini taşın altına koymak, bildiklerini her bir devlet kurumuyla ve her bir vatandaşla paylaşmak.


Çocuk gelişimci refleksim yine devreye girdi ve bu kez aynı şeylerin çocuk gelişimi için söz konusu olduğunu düşündüm. En önemli şey: ÖNLEMEK!!!


Eğer bu yazıyı okuyorsanız “Geleceğe Dokunan Anneler Projesi”nden haberdarsınız demektir. Bu proje kapsamında duygusal gelişim, duygusal istismar ve duygusal ihmal, duygusal ihmalin çocukluktaki ve yetişkinlikteki etkileri, nasıl önlenebileceği konusunda çalışmalar yürütüyoruz. Çok güçlü bir proje ekibimiz var ve bu ekip her geçen gün büyüyerek güçleniyor. Şimdi bana “yangınla nasıl bir bağ kuruyorsun?” diye soracaksınız, hemen anlatıyorum.


Duygusal ihmal konusunda en önemli şey konu hakkında bilgi sahibi olmak ve küçüklükten itibaren çocuklarımızı duygusal ihmale uğratmadan yetiştirmeye çalışmak. Bunun iki boyutu var: Birinci boyut; duygusal ihmal yapmamak. İkinci boyut ise; çocuğumuzun/tüm çocukların, aile dışındaki ortamlarda duygusal ihmale uğramasını önlemek.


Duygusal ihmal kavramı anne babalar hatta bazı profesyoneller için yeni sayılabilecek bir kavram. Yıllar boyu daha çok duygusal istismar başlığı altında ele alınan konu, son çalışmaların ışığı altında daha da önem kazandı. Çünkü bu iki kavram kolayca birbirine karıştırılabiliyor ve birbirinin yerine kullanılabiliyor. Oysa arada ince ama önemli bir çizgi var. Şöyle ki; duygusal istismar gözlenmesi kolay bir kavram. Örneğin duygusal istismar kapsamında incelenen azarlama, eleştirme, alay etme, tehdit etme, korkutma, küçümseme, utandırma, suçlama, gibi davranışlar, gözlenmesi mümkün davranışlardır. Bu nedenle çocukluk döneminde diğer kişiler tarafından gözlenmesi, fark edilmesi ve anlaşılması veya yetişkinlikte kişinin kendisi tarafından hatırlanması kolaydır. Oysa duygusal ihmal, pasif bir davranıştır. Bağırma, azarlama, tehdit etme, isim takma, küçümseme gibi çocuğa yönelik aktif davranışlar yoktur. Ama en az bunlar kadar zarar veren görmezden gelme, yakınlık ve sevgi göstermeme, duygusal gelişim sürecinin gereklerini yerine getirmeme gibi davranışlar vardır ve bunların fark edilmesi çok zordur.


Son yıllarda duygusal ihmal konusu tüm dünyada yoğun bir şekilde çalışılıyor ve her geçen gün yeni bir konuya dikkatimiz çekiliyor. Dikkatimi çeken bir noktayı özellikle vurgulamak isterim. Bir yazıda evliliği kurtarmak için ve/veya ileride bana baksın diye çocuk dünyaya getirmenin de bir çeşit duygusal ihmal sayılıp sayılmayacağı tartışılıyordu. Zaman geçtikçe eminim yeni kavramlar da gündeme gelecek ve hep beraber tartışacağız.


Hem aile hem profesyonellere yönelik seminerlerde çok fazla soru ile karşılaşmaktayız. Bu noktada duygusal ihmal davranışlarını biraz açmak konuyu daha iyi anlamamıza yardımcı olabilir. Ancak bu yazıda kötü örnekleri yineleyerek “…yapmayın”, “…olmasın” demek yerine öneriler konusuna yoğunlaşmak istiyorum. Aklımızda olumlu, güzel, pozitif, yapılası, yaşanası davranışlar kalsın.


Bu yaşanası davranışları ortaya koyabilmek için öncelikle çocuğumuzu çok iyi tanımalıyız. Duygusal ihmali önlemenin anahtarı; çocuğumuzu tanımak ve ona saygı göstermek! Çocuğumuzu iyi gözlemlemek, onu çok iyi tanımak, onun sevdikleri, sevmedikleri, rahatsız oldukları, korktukları gibi pek çok şeyi bilip bunlara saygı göstermekten söz ediyorum. Yoksa “saygı göstermek” dediğimde tüm söz hakkını çocuğa verip, onun her dediğini yapacağız anlamı çıkarılmamalıdır. Örnek vermek gerekirse, çocuğuma onu sıcak tutacağını düşünerek bir pantolon giydirmek isteyebilirim. Ama bu pantolonun kumaşı çocuğumu kaşındırıyor olabilir. İşte çocuğuna saygı duyan bir anne baba, öncelikle bu pantolonu giydirdiğinde çocuğunun rahatsız olduğunu fark eder, dikkat edince kaşındırdığını anlar ve çocuğuna onu kaşındırmayacak ama yine sıcak tutacak başka bir pantolon giydirir. Bu yazıyı yazarken bu pantolon örneğini daha önce birkaç yerde anlattığımı fark ettim. Çünkü küçükken ve hala, bazı kumaşları hiç giyemem hatta bazılarına dokunamam bile. Yetişkin olduğum zaman bunları ayarlama şansım var ama çocuklukta öyle mi? O halde bunu fark edip bu ayarlamayı yapacak kişi anne ve babalardır. Elbette ki giyim konusu tek örnek değil. Çocuğumun hiç sevmediği yiyecekler, huzursuz olduğu ortamlar, ısı, ışık, rahatsız olduğu etkinlikler konusunda da duyarlı olmalıyız.


Isı konusunda da bir örnek vermek isterim. Biz anneler çocuklarımızı mutlaka çok sıcak suyla yıkamak isteriz. Sanki daha temiz ve sağlıklı olacakmış gibi gelir. Oysa herkesin yıkanma suyu sıcaklığı kendine göredir. Buna saygı göstermediğimizde banyo saati bir kâbusa dönüşebilir. Siz de “Çocuğum her banyo saatinde ağlıyor, bağırıyor, adeta çıldırıyor.” diye düşünür ve banyo saatinde gerginleşirsiniz. Oysa sadece suyun ısısını ayarlayarak mutlu saatler geçirebilirsiniz.


Bazen de çocuk gözüyle çevreye ve olaylara bakabilmek gerekir. Oğlum küçükken, yaklaşık iki, iki buçuk yaşlarındayken, bir AVM gezimizde ısrarla kucaktan yere inmek istemedi, yere yaklaştırdığımızda aşırı bir tepki ile ağlamaya başladı. Ayaklarını yukarı, karnına doğru çekiyor adeta korkuyordu. Biraz dikkatle bakınca yer döşemesinin aşırı derecede yansıtıcı olduğunu ve bunun da bir derinlik algısı yarattığını fark ettim. Çocuk yere yaklaştırdığımızda yere basacağını değil, içine düşeceğini zannediyordu.


Bu örnekleri çoğaltabiliriz. Sadece fiziksel anlamda değil duygusal anlamda da biz yetişkinlere keyif veren bir şey çocuklarımıza aynı derecede keyif vermeyebilir. Yetişkin ve çocukların güldükleri, ağladıkları, üzüldükleri, korktukları, keyif aldıkları, sıkıldıkları şeyler çok farklıdır. Yine kendi çocuklarımdan bir örnek vereyim. Kızım anaokulundayken bir gün, bir sınıf arkadaşıyla oynuyor ve her ikisi de inanılmaz eğleniyordu, kahkahaları dikkatimi çekti. Kulak kabarttım. Biri “Patlıcanlı pasta” diyor, ikisi de buna çok gülüyorlar. “Domatesli çay”, “Şekerli sucuk”, “Şampuanlı kek” gibi tamlamalarla kendilerince kurdukları bir oyun oynadılar ve çok eğlendiler.


Çocuklarımızı ve tüm çocukları tanımak için çocuk gelişimiyle ilgili okumalar yapmak, uzmanlara danışmak, uzmanları dinlemek çok önemlidir. Çocuk gelişimini bilmediğimiz ve çocukları tanımadığımız zaman onları yargılamak ve dolayısı ile duygusal ihmal yapmak çok olasıdır.


Çocuğu tanımadığımız zaman öncelikle onu ayrı bir birey gibi görüp kabul edemeyiz, ona uygun fiziksel ve duygusal fırsatları sağlayamayız, onun güldüklerine gülmez, üzüldüğü durumlarda yeterli destek sağlayamayız, korkularını ve nedenlerini bilemeyiz, yaşına uygun kuralları koyamaz, yaşına uygun beklentiler içinde olamayız….ki bunlar hepsi duygusal ihmali ortaya çıkaran durumlardır.


Tekrar bu yazının en başındaki yangını önleme konusuna dönersek; önlemek işleri başarmanın yarısıdır. Çocuklarımızı duygusal ihmalden korumak, onlara sağlıklı bir gelecek kurmak ve ülkemiz için sağlıklı nesiller yetiştirmenin ilk adımıdır. Geleceğe Dokunan Anneler Projesi de duygusal ihmal konusunda öncelikle anneleri sonrasında ise tüm toplumu bilinçlendirme çalışmalarına devam etmektedir.

Prof. Dr. İsmihan ARTAN

Hacettepe Üniversitesi

Sağlık Bilimleri Fakültesi

Çocuk Gelişimi Bölümü

4 görüntüleme0 yorum

İlgili Yazılar

Hepsini Gör